Merhaba, ben Nafi.
Sırt çantamı alıp yola çıkmak benim için bir alışkanlığa dönüştü. 195 ülkenin 23’ünü gezdim ve her geçen gün bu sayı büyümeye devam ediyor.
Neden bu blogu kurdum?
Gezi planlarken “acaba nasıl gidilir, ne kadar para harcanır, nerede kalınır?” diye arama yaparken hep aynı sorularla boğuştuğumu fark ettim. Bu blogu tam olarak bunun için kurdum, önceden araştırmak zorunda kaldığım şeyleri, benden sonra gelenler için hazır hale getirmek için. Yazdıklarım rehber kitaplardan değil, bizzat yaşadığım deneyimlerden geliyor.
Nasıl bir gezgin tipiyim?
Lüks otel değil, 10 kişilik hostel odası. Pahalı restoran değil, hawker center ve sokak yemeği. Turla gitmek değil, metro haritasını çözmek. Günde kaç para harcadığımı, hangi metro durağında ineceğini, hangi kafeye değer hangi kafeye değmez gibi bunların hepsini yazıyorum.
Şu an Vietnam’dan gezi vizemi uzatmak için çıktığım ülkelerde bile blog yazmaya devam ediyorum.
Bu blogda ne bulursun?
- Gezi notları — Singapur’dan Bangkok’a, Filipinler’den Laos’a, gün gün ne yaptım, ne harcadım, neyi tavsiye ederim
- Türk pasaportuna vizesiz ülkeler — hangi ülkeye nasıl girilir, hangi form doldurulur
- Antik kentler — Türkiye’deki az bilinen tarihi yerleri keşfetme tutkum
- Kitap ve film listeleri — seyahat aralarında ne izlerim, ne okurum
Gezilerimden Önemli Kareler
Tek başıma çıktığım ilk gezim olan İran gezisi de bu bloğun burala gelmesine çok katkı sağladı.

20 günde 6 ülkeyi ziyaret ettiğim Vizesiz Balkan gezimde bir arkadaşım ile çıktığım ilk uzun süreli gezi deneyimdi.

Gürcistan‘da geçirdiğim yeni yıl da bana çok şey kattı.

2 haftalık Mısır gezimde insanlara çok fazla güvenmem gerektiğini öğrendim ve tarihi yerleri gezerek hayallerimden bir tanesini daha tamamladım. Piramitleri görmek ve ilk sıcak hava balonu deneyimimi yaşadım. Kapadokya’da sattıklarının 4’te biri fiyatına hemde.

Sri Lanka gezisiyle bu Asya kıtası macerama başladım. Sonrasında 3 gün Kuala Lumpur‘u da ziyaret ettim. Sri lanka’da trenden sarktım, surf denedim. Malezya’da az kalsın maymunlar benim çantamı çalışyordu.

Lübnan‘da mükemmel 5 gün geçirdim.

Rusya‘da unutamayacağım bir 16 gün geçirdim.

Bir çok Tayland‘ı ziyaret ettim. Ve gerçekten sevdiğim ülkelerden biri olduğunu anladım.

Tek başıma çıktığım Myanmar, Laos ve Kamboçya gezilerinden çok şey öğrendim. Kimsenin gitme dediği Myanmar, Laos’ta tırmandığım manzara noktaları ve gördüğüm doğal güzellikler unutulmazdı. Kamboçya’da ziyaret ettiğim Angkor Vat tarih açısından ve ziyaret ettiğim Ko Rong adası bana çok şey öğretti.

Dünyanın en pahalı ülkelerinde biri olan Singapur‘da 10 gün hayatta kaldım. 😀

Ve Vietnam‘da yaşadığım 1 yıldan fazla zaman. Yola neden çıktığımı anlamamı sağladı.

Vietnam: İkinci Evim
Gezdiğim onlarca ülke arasında Vietnam ayrı bir yere sahip. Dört kez gittim, toplamda aylarca kaldım ve her seferinde ayrılmak zorunda kaldığımda geri dönmeyi özledim. Ucuz ama lezzetli yemekler, sıcakkanlı insanlar, hızlı internet bağlantısı olan kafeler ve şehrin temposu beni kendine bağladı. Şu an da Vietnam’dan yazıyorum. Turist vizem dolduğunda komşu ülkelere atlayıp geri geliyorum. Singapur ve Bangkok gezilerim de tam olarak bu yüzden oldu. Vietnam bırakmıyor, ben de bırakmıyorum.
Şu an neredeyim?
Büyük ihtimalle Ho Chi Minh’teki bir kafede dizüstü bilgisayarımın başında bu blogu yazıyorum. Bir sonraki durağım henüz belli değil, ama yazacak hikayem her zaman olacak.
Güncel paylaşımlar için instagramdan takip edebilirsiniz.